• Ana Sayfa
  • +Plus
  • Bursaspor başantrenörü Dusan Alimpijevic: ‘Kaybetsek bile asla pes etmeyen bir takımız’ | FUTBOLHABER.COM.TR

Bursaspor başantrenörü Dusan Alimpijevic: ‘Kaybetsek bile asla pes etmeyen bir takımız’ | FUTBOLHABER.COM.TR

 Bursaspor başantrenörü Dusan Alimpijevic: ‘Kaybetsek bile asla pes etmeyen bir takımız’ | FUTBOLHABER.COM.TR
Okunuyor Bursaspor başantrenörü Dusan Alimpijevic: ‘Kaybetsek bile asla pes etmeyen bir takımız’ | FUTBOLHABER.COM.TR
Google News

Basketbol geçmişi küçük olan bir kulüple büyük işler başarmak, henüz 2019 yılında 2. ligde mücadele eden bir takımı 2022 Mayıs ayında EuroCup’ta finale çıkarmak, bu yolda idollerinden birini neredeyse 20.000 kişinin önünde dramatik bir sonla yıkmak… Takdir edersiniz ki tüm bunlar, henüz 36 yaşını devirmemiş birinin rahatlıkla ulaşabileceği şeyler değil.

Koç Dusan Alimpijevic Eurohoops’a konuşmuş; yeni kontratını, EuroLeague ihtimalini, Onuralp’i, Yiğitcan’ı ve daha fazlasını anlatmış.

Şu anda Avrupa’nın en gözde koçlarından birisiniz. Kontratınızda 2023 yazı için bir buy-out seçeneği bulunuyordu. EuroCup’ta yılın koçu olmanın, final oynamanın ardından dürüst olmak gerekirse herkes sizin Bursa’daki son yılınızı geçirdiğinizi düşünüyordu. Yeni anlaşma birçok kişi için sürpriz oldu. Bu süreci biraz aktarabilir misiniz?

Birçok insan için sürpriz oldu çünkü ben ve kulüpteki insanlar arasındaki ilişkiyi bilmiyorlar. Burada gerçekten özel bir şey var ve aramızdaki ilişki normal koç-yönetim, sponsorlar, başkan, GM ve kulüpteki ilişkilerinden daha sağlam. Evet birkaç teklif vardı, görüşmelerim oldu çünkü bu yılın ardından buy-out seçeneğim vardı. Fakat Bursa’da bir yılım daha bulunuyordu. Kulüpteki insanlar benimle görüşmeye başladı ve buy-out olmadan beni bir iki yıl daha tutmak istediler. Benim için kolay bir seçimdi çünkü dediğim gibi burada ne istediğimi anlayan, son iki yılda birlikte büyüdüğümüz insanlarla aramda muhteşem bir ilişki var. Evet, sadece iki yılda harika şeyler yaptık ve büyük işler başardık. Burada en az bir yıl daha kalıp bu kulüp ve insanlarla daha fazlasını yapabilirdim. Anlaşmayı bu sezon ve önümüzdeki sezon buy-out olmayacak şekilde yaptık. Sonrasında yine buy-out seçeneğim olacak. İnsanlar üç yıl diyor fakat aslında bu yıl ve önümüzdeki yıl. Bütün bunlara ek olarak bir şey daha var. Henüz 36 yaşındayım. Eğer iyi olmaya devam edersem gelecek önümde. Fakat iyi çalışmazsam Bursa’da veya Barcelona’da olmam bir şeyi değiştirmez. Eğer iyi değilseniz yaşın bir önemi yok. Eğer iyi çalışırsam önümde zaman ve geleceğin olduğunu düşünüyorum.

Bu biraz kişisel bir soru olacak. Avrupa’nın yetenekli oyuncu bulma konusunda çok sıkıntı yaşamadığını görüyoruz fakat -bilhassa son 10-15 yılda- yetenekli genç koç bulmakta problem yaşanıyor. Bursa sizinle bu yola girdi; Telekom, Erdem Can ile; Galatasaray da Andreas Pistiolis ile bu yola girdi. Bütün bu takımlar da ligimizin, hatta Avrupa’daki en önemli hikayelerinden bazılarına dönüştü. Sizin basketbol görüşünüze göre aynı çemberden çıkıp farklı isimlere şans vermek ne kadar önemli?

Çok önemli olduğunu düşünüyorum çünkü ilk olarak son yıllarda basketbol çok büyük bir evrim geçirdi. Üç yıl öncesi için bile aynı spormuş gibi konuşamayız. Eğer 5-10 yıl geriye giderseniz ise kesinlikle bambaşka bir spor göreceksiniz. Aynı isimlerle aynı şeyi tekrar tekrar denemek, kötü bir rutine sahip olmak… Hiç duymadığımız çok fazla yetenekli koç var. Onları tanımıyoruz Semih. İsimlerini bilmiyoruz. O koçlar kendileri için bir şans bulamadı. Türkiye’de yüksek seviyede çalışma fırsatı bulamayan kaç tane yetenekli koç olduğunu hayal edebiliyor musun?

Sırbistan’da da aynı hatayı yapıyoruz. Bu tarz şeyler için, birilerine şans vermek için cesaret gerekir. Çok önemli bir şey daha var: Başarının ne olduğunu anlamak. Başarı, tek bir yıldan ibaret değildir. Daha uzun bir zaman gerekir ve başarıyı tekrarlamanız gerekir. Üç-dört sene üst üste şampiyon olmak zorundasınız demiyorum. Her kulüp, takımı için başarıyı farklı tanımlar. Örnek olarak biz, genç oyuncularla oynamak isteyen, büyük takımları yenmek isteyen bir takımız. İlk olarak kulüpteki organizasyon için gelişmek isteyen bir takımız. Her anlamda istikrarlı olmak isteyen bir takımız. Eğer bu şekilde başarılı olmak istiyorsanız bunu tekrar tekrar başarmanız gerekir. Bundan bahsetmek istedim. Olay tek yıldan ibaret değil. Bursaspor şu anda üç senedir üst üste inanılmaz işler yapıyor. Hatta belki üç değil dört, çünkü ikinci ligden çıkan takım da var. Genç bir kulübüz ve sadece iki yılda başarılanlar bu yüzden kesinlikle özel.

Yeni kontrata geri dönecek olursak… Bu kontrat, Bursaspor için de gelecekte büyük şeylerin hedeflendiği anlamına mı geliyor? Bursa için kısa vadede EuroLeague beklentiniz var mı?

Bir hedef kulübü olduğumuz kesin. Büyük olmak istiyoruz ve büyük olmak istiyorsanız büyük düşünmek zorundasınız. Bu çok basit. Eğer EuroLeague’i en ufak şekilde olsa bile bir seçenek olarak görmüyorsak burada işimiz ne?

Ben de bu yüzden kalmak istedim. Tabii ki bunun hakkında düşünüyoruz. Neden olmasın? Geçtiğimiz yıl EuroCup’ta final oynadık, neden olmasın? Tabii ki hepimiz sadece çok zor bir turnuva olan EuroCup’ta değil, herhangi bir turnuvada iki sene üst üste final oynamanın ne kadar olduğunu biliyoruz. Hayal kurmaya hakkımız var. Kimse bizim hayallerimizi elimizden alamaz. Benim hayal kurmaya hakkım var, oyuncularımın hayal kurmaya hakkı var, sponsorların ve yönetimin hayal kurmaya hakkı var. Bu yüzden neden olmasın?

Geçen senenin finali hakkında… EuroCup finali oynamanıza rağmen sizin değil de elediğiniz Partizan’ın EuroLeague bileti almasından dolayı hayal kırıklığına uğradınız mı?

Hayır. Neden mi? Çünkü kulübü sonraki yıllar için daha da iyi hazırlamak istedik. Daha ciddi olmak için takımı daha istikrarlı, daha yüksek bütçeli hale getirmek istiyoruz. Bu yıl, organizasyon ve diğer her şey açısından geçen seneye göre daha hazır olduğumuzu düşünüyorum.

Bursaspor taraftarlarında oluşmaya başlayan basketbol kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz? Salon neredeyse her maç dolu oluyor.

Çok basit bir şey var: Taraftarlar, gözümüzdeki ateşi, son ana kadar savaşma arzusunu hissediyor. Kaybetsek bile asla pes etmeyen bir takımız. Son saniyeye kadar savaşacağımızı gösterdik. Kaybettiğimizde bile kazanmayı düşündüğümüzü gösterdik. Takım, her top için kendini yere atmak istiyor. Bilet alıp maçlarımıza gelen her insana da saygı duyuyoruz. Çünkü biliyorsunuz ki bu zor zamanlarda maç bileti alıp salona gelmek kolay değil.

Kadroya gelirsek… Geçen seneki dar rotasyondan sonra bu sezon daha geniş bir rotasyonla oynamanın avantajları neler?

İlk olarak hala istediğimiz genişlikte rotasyonumuz yok. Sezon başında dört yabancıyla başladık. Darüşşafaka ile birlikte dört yabancıyla başlayan tek takım sanırım bizdik. Bir kulübün başarılı olması için en önemli noktalardan biri yerli oyunculardır. Belki en önemli rollerde olmayacaklar ama çok önemliler. Yerli oyuncular dili biliyor, o ülkenin gerekliliklerinin farkındalar. Bu kulüp, kadrodaki diğer her oyuncudan çok onların kulübü. Benim de başından beri oluşmasını istediğim kültür buydu: Herkese saygı göstermek, belki büyük rollerde değil fakat herkesin hak ettiği rolü aldığından emin olmak. Birisi bana gelip “Koç, daha fazlasını istiyorum” da diyebilir. Dört yabancıyla başladık, şimdi rotasyonda bir oyuncuyu daha düşünme zamanı. Avantajlara gelirsek… Tabii ki de rotasyonda daha fazla oyuncuya ihtiyacınız var. Küçük ve büyük her detayın bizim için önemi var.

Dört yabancıyla başladınız, ardından Sindarius Thornwell geldi. Ancak geldiğinden andan itibaren bir adaptasyon problemi, bir olmamışlık vardı. Bursa’dan ayrılması da çok uzun sürmedi. Neler oldu o transferde?

Spesifik bir şey olmadı aslında. Böyle şeyler olur. Bir oyuncuyla imzalamadan önce her zaman ev ödevimi yaparım. Çok araştırırım ve bu konuda çok ciddi olduğumu düşünüyorum. Gelmeden önce ona birkaç sorum olmuştu. Hepsine cevap verdi. Kendi çalışma tarzımı ve sistemimizi açıkladım. Spesifik bir şey yaşanmadı. Thornwell iyi bir insan, iyi bir oyuncu, sadece işler yolunda gitmedi. Biz de yolları ayırmaya karar verdik. Bu kadar.

Anladığım kadarıyla onun yerine bir oyuncu gelecek, değil mi?

Evet. Daha büyük hedefler için rotasyonda daha çok oyuncuya ihtiyacınız var.

Yerli oyunculara değinmişken… İki oyuncu hakkında iki sorum olacak. İlki tabii ki de Onuralp ile alakalı. Geçtiğimiz yıl da harikaydı Onuralp. Fakat bu sezon skorer olarak özel şeyler izliyoruz ondan. Belki de bir EuroCup’ta ilk kez bir Türk sayı kralı göreceğiz.

Sizce geçtiğimiz yıla kıyasla onda ne değişti? EuroCup favorisi olan bir takımın birinci seçeneği olan bir Türk oyuncuya rastlamamıştık hiç.

Öncelikle bütün takıma değinmeden onun hakkında konuşamayız. Onuralp Bursaspor’un tamamı değil, biz de tek kişilik bir takım değiliz. İlk olarak bu konuda net olmak istiyorum. Bir koç olarak ben de oyuncularım kadar başarılıyım. Onlar olmadan ben de olmam. İyi oyuncular olmadan iyi bir koç olamam. Oyuncularım beni dinlemediği ya da saygı duymadığı sürece ben de iyi, verimli bir koç olamam. Bunlar birbiriyle çok bağlantılı.

Şimdi oyuncu konusunda sana daha kolay açıklama yapabilirim. Evet, Onuralp iyi fakat takım arkadaşları ona yardımcı oluyor, saygı duyuyor. Bu saygıyı görmeyi hak etti. Burada iyi bir atmosferimiz var. Onuralp’in özgüveni, yeteneği, iyi bir oyuncunun sahip olması gereken her şeyi var. Koç ekibiyle iletişimi iyi. Basketbola tutkulu. Mental olarak çok daha olgun bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Şu an onunla konuşmak ve bir şeyleri açıklamak çok daha kolay. Bu da saygıdan geçiyor. Bu kulüpte bulduğu şansa saygı duyuyor. Sadece koç değil, kulübü de unutmamak gerekiyor. Koçla kulüp arasındaki iletişimi konuşmadan koçla oyuncu arasındaki iletişime değinemeyiz. Buna da saygı duymak zorundayız. Onuralp’in sonunda nasıl bir oyuncu olduğunun farkına vardığını düşünüyorum. Burası çok önemli. Bütün oyuncuların limitleri var fakat bir koç olarak onlara limitlerinin ne olduğunu ve ne yapmaları gerektiğini göstermek çok önemli. Çoğu zaman oyuncular kendilerini sınırlarlar. Ben ona daha fazlasını veriyorum, daha fazlası için itiyorum. Çok basit.

Yiğitcan hakkında da konuşmak istiyorum. Ekonomik olarak başka bir kulüpten daha iyi bir teklif aldığını biliyorum fakat o sizinle çalışmayı tercih etti. Şimdiden de takımın önemli bir parçası. Onun performansından memnun musunuz? Tavanını nasıl görüyorsunuz?

Bir insanın yedi yıl boyunca içinde bulunduğu sistemden ayrılması kolay değildir. Sanırım Efes‘te yedi yıldır yer alıyordu. Sadece onun için değil, her oyuncu için bu, konfor alanıdır. En yetenekli Türk oyunculardan biri olarak en iyi Türk kulüplerinden birinde olmayı hak ediyordu. Organizasyon, başarı ve bütçe olarak Efes ve Fenerbahçe ‘nin en iyi kulüplerin arasında olduğu gerçek. Orada olmayı hak ediyordu. Herhangi bir oyuncu için yedi yıl boyunca konforlu şekilde bulunduğu yerden ayrılmak kolay değildir. Onun performansından tatmin oldum çünkü Yiğitcan için adaptasyon süreci çok uzun sürmedi. Agresif bir oyuncu, bu takım için gereken karaktere sahip. İstediğimiz her şey onda var. Bu, Yiğitcan’ın ilk yılı. Direkt olarak uzun dakikalar alması imkansızdı. Fakat dediğin gibi, yapbozumuzun çok önemli bir parçası oldu. Diğer bütün oyuncular için olduğu gibi onun için de çok mutluyum. Tabii ki herkes iniş çıkışlar yaşar. Bizim işimiz de bu inişleri olabildiğince sınırlamak.

Son soru. Bursaspor’un sahada gösterdiklerine dayanarak bu sezon sizi en çok tatmin eden ve en çok kalp kıran maçlar hangileriydi?

Bu sezon birçok iyi maç çıkardık fakat en iyi maçlarımızdan biri Karşıyaka’ya bir sayıyla kaybettiğimiz maçtı. İyi bir koç ve takıma karşı çok iyi hazırlanmış, çok iyi oynamıştık. Kazanma şansımız da oldu ve bence hak etmiştik. Fakat spor böyle bir şey. Oyunun sadece bir alanında kötüydük ve bu, nadir görülen bir durumdu. O maçtan önce rakiplerimize en az hücum ribaundu veren takımdık. Karşıyaka’nın ise 24 hücum ribaundu almasına izin verdik. Saçma sapan bir alanda sınıfta kaldığımız için üzülmüştüm. İyi bir tutku ve enerjiyle çok iyi oynamıştık. Benim için bu sezonun en kalp kırıcı maçı belki de oydu.

Tatmin eden maç ise kesinlikle evimizde, taraftarlarımızın önündeki Efes maçı. İçeride inanılmaz bir atmosfer vardı. Oyuncularımız için muhteşem bir maçtı, benim için ise daha da fazlasıydı. Rotasyonda sekiz oyuncu varken kazanmıştık. Tam olarak hatırlamıyorum ama yedi ya da sekiz oyuncuyla son iki sezonun EuroLeague şampiyonunu yenmiştik. Kesinlikle en çok tatmin olduğum maç o olmalı. Ayrıca kulüp tarihinde de Efes‘e karşı ilk kez kazandık. Böylece yenmediğimiz takım kalmadı. Fenerbahçe, Karşıyaka ve diğer kulüplere karşı çok fazla maç kazandık fakat o anda Efes’i daha önce hiç yenememiştik. (Eurohoops)

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın

buradan bir menü oluşturun